Yetişkinlik ve Yaşlılık Çağı İletişim Bozuklukları

Yetişkinlik ve Yaşlılık Çağı İletişim Bozuklukları

Yetişkinlik Döneminde Görülen Dil ve Konuşma Bozuklukları Nelerdir?

Yetişkinlikte görülen dil ve konuşma bozuklukları gelişimsel veya edinilmiş olarak ikiye ayrılmaktadır. Her iki durumda da yaşanan dil ve konuşma güçlüğü kişinin sosyal, mesleki veya akademik yaşamını olumsuz etkileyebilmektedir (Brookshire, 2015).

Gelişimsel dil ve konuşma bozuklukları bireyin çocukluk döneminde başlayıp ileri yaşlara kadar devam eden güçlüklerdir.

1-Artikülasyon (Sesletim) bozuklukları:

Konuşma seslerinin doğru ve anlaşılır biçimde üretilememesiyle karakterizedir. Çocukluk döneminde başlayan bu güçlük, bazı bireylerde yetişkinlikte de devam edebilir (Dodd, 2014). Sıklıkla /r/ sesini üretilememesi veya /s/, /ʃ/ gibi seslerin halk arasında “peltek konuşma” olarak bilinen hatalı üretimi görülür. Uygun terapi alınmadığında konuşmanın anlaşılırlığı azalabilir ve iletişimde özgüven kaybı yaşanabilir (Preston ve Edwards, 2010). Kişinin isteği doğrultusunda terapi ile kısa sürede tamamen iyileşme sağlanabilmektedir.

2-Akıcılık bozuklukları (kekemelik, hızlı bozuk konuşma):

Konuşma akışında tekrarlar, bloklar ve uzatmalarla kendini gösteren bir akıcılık bozukluğudur (Bloodstein & Ratner, 2021). Yetişkinlik dönemine kadar devam eden kekemelik, kişinin yaşamını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Hızlı bozuk konuşma (cluttering) ise kekemelikten farklı olarak, bireyin konuşma hızını kontrol edememesi, ses veya kelime atlamaları ve düzensiz ritim ile tanımlanır. Konuşma anlaşılırlığı düşer, ancak birey bu farkındalığa çoğu zaman sahip değildir (Ward, 2006).

Edinilmiş dil ve konuşma bozuklukları genellikle nörolojik, dejeneratif veya travmatik etkenlerle ortaya çıkmaktadır.

Afazi:

İnme, travma ya da tümör gibi beyin hasarları sonrası ortaya çıkan dil bozukluğudur. Bireyin konuşma, anlama, okuma ve yazma becerilerini etkiler. Dil ve konuşma terapisi ile kaybedilmiş dil ve konuşma becerilerinin yeniden kazanımı, iletişimin işlevsel hâle getirilmesi ve yaşam kalitesinin artırılması hedeflenir (Brookshire, 2015).

Dizartri:

Kas kontrolünü sağlayan sinir sisteminde hasar sonucu konuşmanın yavaş, bulanık veya monoton hâle gelmesiyle karakterizedir (Duffy, 2020). Dil ve konuşma terapisti, bu bireylerde solunum, fonasyon, rezonans ve artikülasyon süreçlerini hedefleyen egzersizlerle konuşma anlaşılırlığını artırmayı ve iletişimin işlevsel hâle gelmesini sağlamayı amaçlar (Yorkston ve ark., 2010).

Apraksi (konuşma apraksisi):

Konuşma kaslarının koordinasyonunu planlamada bozulma sonucu ortaya çıkmaktadır. Birey ne söylemek istediğini bilse de doğru sesleri sıralamakta güçlük yaşamaktadır (Ballard ve ark., 2015).

3. Ses Bozuklukları

Ses teli nodülleri, polipler, reflü veya yaşlanmaya bağlı ses değişimleri, yetişkinlerde sık görülen ses bozukluklarıdır. Bu durumlarda ses kısıklığı, çatallanma, yorgunluk ve rezonans değişiklikleri gözlenir (Verdolini ve ark. 2019). Uygun ses terapisi, nefes kontrolü ve vokal hijyen eğitimi terapinin temelini oluşturur (ASHA, 2023).

Yaşlılık döneminde en sık görülen dil, konuşma ve ses bozuklukları presbifoni (yaşlılık sesi), dizartri, afazi/disfazi ve presbifaji (yaşlılıkta yutma güçlüğü/disfaji) olarak özetlenebilir. Presbifoni, larenks kaslarında ve mukozasında yaşa bağlı değişimlerle ortaya çıkar; ses zayıf, nefesli ve titrek hale gelir. Dizartri, Parkinson hastalığına, inmeye veya diğer nörolojik hastalıklara bağlı motor konuşma bozukluğudur; konuşma hızı, artikülasyon ve tonlama etkilenir. Afazi, çoğunlukla inmeye bağlı gelişen, konuşma ve anlama gibi dil işlevlerini bozan bir tablo olup sosyal izolasyona yol açabilir. Presbifaji ise yutma kaslarının zayıflaması ve koordinasyonun bozulması sonucu ortaya çıkar, aspirasyon ve beslenme sorunlarına neden olabilir. Bu bozuklukların tümü, yaşlı bireylerin iletişimini, psikolojik durumunu ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler; dolayısıyla erken tanı, ses ve konuşma terapisi, uygun çevresel düzenlemeler ve multidisipliner rehabilitasyon büyük önem taşır (Zehnhoff-Dinnesen ve ark., 2010).

Ses Bozukluklarında Dil ve Konuşma Terapisi Nasıl Yapılır?

Ses bozukluğu, bir bireyin ses kalitesi, perdesi (pitch) veya şiddetinin (loudness), yaşına, cinsiyetine, kültürel geçmişine ya da coğrafi konumuna göre farklılık göstermesi veya uygunsuz olması durumunda ortaya çıkar (Aronson & Bless, 2009; Boone ve ark., 2010; Lee ve ark., 2004; Akt: ASHA, 2025). Ses bozuklukları genel olarak organik ve fonksiyonel olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Organik ses bozukluklarının fizyolojik bir temeli vardır ve yapısal ile nörojenik alt türleri içerir. Yapısal bozukluklar, ses mekanizmasındaki fiziksel değişikliklerden kaynaklanır: Örneğin; ses teli dokularındaki ödem veya nodül gibi değişiklikler ya da yaşlanmaya bağlı gırtlak yapısındaki dönüşümler. Nörojenik bozukluklar ise merkezi veya periferik sinir sistemi işlev bozukluklarının gırtlak kontrolünü etkilemesiyle ortaya çıkar; vokal tremor, spazmodik disfoni veya ses teli felci bu duruma örnektir. Buna karşılık, fonksiyonel ses bozukluklarında ses mekanizması yapısal olarak normaldir ancak verimsiz kullanımdan dolayı bozulur; vokal yorgunluk, kas gerilimi disfonisi veya afonisi, diplofoni ve ventriküler fonasyon gibi durumlar bu grupta yer alır.

Disfoni, sesin kalitesi ve özelliklerinde meydana gelen çeşitli bozulmaları kapsayan bir durumdur. Bu bozukluklar arasında pürüzlü (raspy) ses, düzensiz titreşimlerin duyulduğu ses kalitesi; nefesli ses, yani ses çıkarma sırasında havanın belirgin biçimde kaçması; ve kas gerginliğiyle oluşan sert veya zorlanmış ses yer alır. Bazı bireylerde ses boğuk, sıkılmış ya da nefes tutuluyormuş gibi duyulabilir. Disfoni ayrıca perde (frekans) açısından da kendini gösterebilir — sesin normalden fazla ince veya kalın olması, perde kırılmaları ya da sınırlı perde aralığı şeklinde. Benzer biçimde, ses yüksekliği de anormal olabilir; çok yüksek, çok düşük, dengesiz veya dar bir aralıkta seyredebilir. Buna rezonans bozuklukları (hipernazalite, hiponazalite veya “cul-de-sac” rezonansı) da eşlik edebilir. Diğer belirgin işitsel bulgular arasında ses kaybı (afoni), fonasyon kesintileri, zayıf ses (astenik ses), ıslak veya gurgulayıcı ton, “fry” tipi çatallı ses, aşırı tiz ve delici ses (cırtlak ses) ya da perde ve şiddette dalgalanmaların eşlik ettiği titrek ses bulunur. En yaygın ses bozuklukları arasında vokal nodül, polip, Reinke ödemi, kas gerilimi disfonisi, fonksiyonel afoni, spazmodik disfoni, vokal tremor, ses teli paralizisi, akut veya kronik larenjit ve yaşa bağlı presbifoni yer alır. Bu bozukluklar genellikle yanlış veya aşırı ses kullanımı, üst solunum yolu enfeksiyonları, alerjik ya da hormonal değişiklikler, nörolojik hastalıklar ve stres gibi psikososyal etkenlerle ilişkilidir.

Değerlendirme sürecinde; solunum (respiration), fonasyon (phonation), rezonans (resonance) ve ses aralığı ile esnekliği (vocal range and flexibility) incelenir. Bu kapsamda, bireyin perde (pitch), şiddet (loudness), perde aralığı (pitch range) ve dayanıklılık (endurance) düzeyleri ayrıntılı olarak değerlendirilir (ASHA, 2025).

Ses bozukluklarına yönelik terapi, bireyin ses üretimini geliştirmeyi ve solunum ile gırtlak—özellikle ses teli işlevlerinin—daha uyumlu çalışmasını sağlamayı hedefler. Müdahale süreci, uygun vokal hijyen alışkanlıklarının kazandırılmasını, ses oluşumunu etkileyen yapısal ve işlevsel güçlü yönlerin korunmasını ve zayıf yönlerin güçlendirilmesini kapsar. Ayrıca, kişinin ses kalitesi ile kinestetik farkındalığını (örneğin kas gerginliği) artırmak da önemli bir amaçtır. Terapi, bireyin günlük yaşamında iletişim ve katılım becerilerini desteklemek için yeni iletişim stratejileri geliştirmesine yardımcı olmayı, çevresel ve bağlamsal faktörleri düzenleyerek iletişimdeki engelleri azaltmayı, uygun destek ve uyarlamalar sunarak bunların etkin biçimde kullanılmasını öğretmeyi içerir. Müdahale planı hazırlanırken bireyin farklı ortamlardaki ses gereksinimlerinin göz önünde bulundurulması gerekir; çünkü iş ortamındaki vokal talepler, ev ya da sosyal çevredekilerden farklılık gösterebilir (ASHA, 2025).

dil bozuklukları

Afazide Dil ve Konuşma Terapisi Nasıl Yapılır?

Afazi terapisinde Dil ve Konuşma Terapisi (DKT), vakaların dil becerilerini yeniden kazanmalarına yardımcı olmayı amaçlayan çeşitli yöntemleri içerir. Bu süreç genellikle davranışsal terapi yaklaşımlarına dayanır ve terapistlerin belirli dil becerilerini geliştirmek için vaka üzerinde hedefli bir şekilde çalışmasını sağlar.

Afazi değerlendirme ve terapisinin ilk aşaması, premorbid okuryazarlık seviyesinin ve güncel dil gereksinimlerinin belirlenmesidir. Bu adım, terapi planının oluşturulmasında temel rol oynar. Terapist, vakadan ve ailesinden, kişinin daha önceki dil becerileri ve güncel ihtiyaçları hakkında bilgi alır (Hegde, 2023).

Afazi terapisinde, terapistler genellikle adlandırma, tekrar etme, cümle kurma gibi becerileri hedef alır. Başlangıçta daha basit yanıtlar, modelleme ve pekiştirme teknikleriyle şekillendirilir, zamanla daha karmaşık beceriler için ileri düzey çalışmalar yapılır. Bu süreçte, vakaya doğru yanıtlar için pozitif pekiştirme, yanlış yanıtlar içinse düzeltici geri bildirim verilir (ASHA, 2025; Hegde, 2023).

Afazi terapisinde okuma ve yazma becerileri de önemli bir yer tutar. İşlevsel okuma becerileri (menü, ilaç etiketleri, banka hesap özetleri vb.) terapi programlarında yer alırken, yazma becerileri için de Copy and Recall Treatment gibi yöntemler kullanılabilir (Beeson et al., 2003). Bu tekniklerin amacı, daha karmaşık okuma ve yazma becerilerinin kazandırılmasıdır.

Grup terapileri, afazili bireylerin kazandıkları becerileri sosyal ortamda genelleme ve iletişim pratiği yapabilmeleri için etkilidir. Bu terapiler, bireysel terapi sonrası becerilerin güçlendirilmesine yardımcı olur. Ayrıca, sosyal izolasyonu azaltmak ve sosyal katılımı artırmak amacıyla sosyal iletişim yaklaşımları da önemli bir yer tutar (Simmons-Mackie, 2008; Kagan et al., 2001).

Bazı vakalar için, Alternatif ve Destekleyici İletişim Sistemleri (ADİS) yöntemleri uygulanabilir. Bu yöntemler, kişinin mevcut iletişim becerilerini tamamlar ve işlevsel iletişim kurmalarına yardımcı olur. ADİS, eksiklikleri destekleyen ve telafi eden bir yaklaşım olarak, konuşma becerilerini takviye edici bir rol oynar (Hegde, 2023).

Afazide şu yaklaşımlar kullanılabilir: Bilişsel-Dilsel Afazi Terapisi (Cognitive-Linguistics Treatment), Melodik Entonasyon Terapisi (MIT - Melodic Intonation Therapy), Görsel Eylem Terapisi (Visual Action Therapy), Görsel İletişim Terapisi (VAT - Visual Communication Therapy), Jest Odaklı Afazi Terapisi (Gesture-Based Therapy) ve Kısıtlayıcı/Zorunlu Afazi Terapisi (Constraint/Induced Therapy) (Özcan-Vural; 2023). Afazi terapisinde, davranışsal terapi, okuma-yazma becerileri, grup terapileri ve ADİS yöntemlerinin bir arada kullanılması, bireylerin iletişim becerilerini kazanmalarında etkili bir yaklaşım sunar.

Travmatik Beyin Hasarında Dil ve Konuşma Terapisi Nasıl Yapılır?

Travmatik beyin hasarı (TBH) olgularında hasara bağlı olarak ortaya çıkan semptomlar bireyler arasında büyük farklılık gösterir. TBH’nin klinik yönetimi, bir takım çalışması gerektirir. Her durumda, rehabilitasyon ihtiyaçları semptomlara bağlı olarak zamanla değişir. İlk aşamada, acil tıbbi terapi, bireyin fiziksel durumunu stabilize etmeye ve hayatta kalma şansını artırmaya odaklanır. DKT’ler; konuşma, dil, bilişsel iletişim, sosyal iletişim ve yutma alanlarında hem formal testler (örneğin PTBI, BRIEF-2) hem de informal gözlemlerle değerlendirme yapar. Müdahaleler ise dikkat, bellek, yürütücü işlevler gibi bilişsel iletişim becerilerine odaklanır; metabilişsel stratejiler, hatasız öğrenme ve alternatif iletişim yöntemleri gibi teknikler kullanılır (Çağlar ve ark., 2025).

TBH'lı bireylerin terapi ve terapilerine ilişkin kanıtlar karmaşıktır. Cicerone ve ark. (2019) tarafından yapılan bir inceleme, dikkat ve sosyal iletişim eksiklikleri, hafif hafıza sorunları için telafi edici stratejiler, bilgisayarlı bilişsel rehabilitasyon programları, öz izleme ve öz düzenleme terapilerinin faydalı olduğuna dair kanıtlar sunmuştur. Bununla birlikte, bağlamsal olmayan kelimeler, isimler, rakamlar ve kağıt-kalem temelli akıl yürütme gibi müdahalelerin günlük yaşam becerilerini geliştirdiğine dair bir kanıt bulunmamaktadır.

Cicerone ve ark. (2019), etkili terapi bileşenlerinin şunları içerdiğini belirtmiştir: (a) vaka tarafından seçilen hedefler, (b) tekrarlanan terapi denemeleri, (c) yoğunluk, (d) görev zorluğunun artırılması, (e) sistematik geri bildirim ve (f) gerçek hayat deneyimlerinin simülasyonu. Bu bileşenler, terapi süreçlerini daha etkili hale getirebilir. Ayrıca, erken müdahalelerin daha iyi sonuçlar verdiği genel bir bulgudur.

Ancak, bazı araştırmalar terapi etkilerinin genellikle yüksek kanıt düzeyine sahip olmadığını ve çoğu prosedürün henüz kanıtlanmadığını belirtmiştir (Finch ve ark., 2016; Le ve ark., 2022; Messinis ve ark., 2019; Wiseman-Hakes ve ark., 2020). Bireysel çalışmalar, terapilerin uzun vadeli etkilerini genellikle ölçemez. Ponsford ve ark. (2014) ise TBH öyküsü olan kişilerin rehabilitasyon programlarını tamamladıktan yıllar sonra bile sınırlamalar gösterdiğini bildirmiştir. Buna rağmen tüm araştırmacılar TBH’li bireyler için sosyal iletişim terapilerini desteklemektedir. En verimli strateji, sosyal iletişim eğitimine öncelik vermek ve diğer hedeflerle (örneğin dikkat ve hafıza) birleştirmektir.

Dizartri ve Serebral Palside Dil ve Konuşma Terapisi Nasıl Yapılır?

Dizartri, beyin ya da sinir sisteminde meydana gelen hasar sonucu konuşmayı yöneten kasların zayıflaması veya koordinasyonunun bozulmasıyla ortaya çıkan bir motor konuşma bozukluğudur. Bu durum doğumla birlikte, örneğin serebral palsi gibi nörolojik bir tabloyla birlikte görülebileceği gibi, sonradan inme, beyin travması, Parkinson hastalığı, ALS, multipl skleroz, tümör veya kas hastalıkları gibi nedenlerle de gelişebilir (ASHA, 2025).

Dizartrisi olan bireylerde konuşma genellikle zor anlaşılır hale gelir; ses boğuk, mırıldanır gibi ya da mekanik bir tonda duyulabilir, konuşma hızı ya çok yavaş ya da çok hızlı olabilir. Bazı bireylerde ses kısık, nefesli veya burundan gelir gibi bir nitelik kazanırken, dudak, dil ve çene hareketleri de zayıflar ve duygusal tonlamalar azalır. Dil ve konuşma terapisi süreci, bozukluğun türüne ve şiddetine göre kişiye özgü biçimde planlanır. Terapinin temel amacı, konuşmanın anlaşılabilirliğini artırmak ve bireyin iletişimde etkinliğini güçlendirmektir. Terapist bu süreçte konuşma hızını düzenleme, nefes kontrolünü geliştirme, artikülasyonun netliğini artırma, sesin duygusal tonlamasını yeniden kazandırma ve gerektiğinde jest, yazı veya teknolojik destekli alternatif iletişim yöntemlerinin kullanımını öğretme gibi hedefler üzerinde çalışır. Ayrıca aile bireylerine de rehberlik edilerek, onların iletişim sürecine aktif biçimde katılımı sağlanır. Özellikle serebral palsili bireylerde erken dönemde başlanan terapi, solunum kontrolü, ses kalitesi, artikülasyon ve genel iletişim becerilerinin gelişiminde kritik bir rol oynar; böylece kişi çevresiyle daha anlaşılır, bağımsız ve güvenli bir iletişim kurabilir (ASHA, 2025).

Aprakside Dil ve Konuşma Terapisi Nasıl Yapılır?

Konuşma apraksisi, gelişimsel ve edinilmiş apraksi olmak üzere iki türden oluşmaktadır (ASHA, 2007). Gelişim döneminde ortaya çıkan çocukluk çağı konuşma apraksisi çocuğun konuşmayı edindiği yaşlarda ortaya çıkarken; edinilmiş apraksi genellikle dili edindikten sonra yetişkinlik döneminde görülmektedir. Aprakside kapsamlı değerlendirme, ayırıcı tanı ve terapi planını oluşturmak için oldukça önem arz etmektedir. Bu değerlendirme genellikle vaka öyküsü, oral-motor değerlendirme, konuşma sesi değerlendirmesi ve gerekiyorsa dil değerlendirmesini içermektedir (ASHA, 2025).

Terapi hedefleri çocuğun ihtiyaçlarına göre şekillenmektedir. Ana hedefler; çocuğun genel iletişim, dil ve konuşma becerilerini geliştirmektedir. Terapide standart bir yöntem bulunmamakta, her bir danışanın bireysel özelliklerine göre çeşitli yöntemler uygulanabilmektedir. Müdahalede sıkça kullanılan yöntemler arasında Dynamic Temporal and Tactile Cuing (DTTC), Nuffield Dispraksi Programı-3 (NDP3), Rapid Syllable Transition Treatment (ReST), Prompts for Restructuring Oral Muscular Phonetic Targets (PROMPT) yer alır. Bunlara ek olarak, alternatif iletişim sistemleri de terapi sürecinde kullanılabilmektedir. Konuşma apraksisinde önemli noktalardan biri de yoğun ve sürekli terapilerin yapılmasıdır (Maas ve ark., 2014; Preston ve ark., 2017).

Blog

Dil ve konuşma terapisi, ergoterapi, online terapi, kekemelik gibi birçok konuda bilinmesi gereken tüm sorularınızın cevaplarını sizler için yazdık.

Yetişkinlik ve Yaşlılık Çağı İletişim Bozuklukları

Yetişkinlik ve Yaşlılık Çağı İletişim Bozuklukları

Yetişkinlikte görülen dil ve konuşma bozuklukları gelişimsel veya edinilmiş olarak ikiye ayrılmaktadır. Her iki durumda da yaşanan dil ve konuşma güçlüğü kişinin sosyal, mesleki veya akademik yaşamını olumsuz etkileyebilmektedir.

Devamını Oku
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) Nedir?

Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) Nedir?

Otizm spektrum bozukluğu terimi, a) sosyal iletişim alanında temel yetersizlikler, b) sınırlı, yineleyici davranış örüntüleri ile karakterize edilen, klinik açıdan heterojen olan nörogelişimsel bir bozukluğu tanımlamak için kullanılmaktadır.

Devamını Oku
Gelişimsel Dil Bozukluğu Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Gelişimsel Dil Bozukluğu Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Gelişimsel Dil Bozukluğu, herhangi bir ayırt edici tanı olmaksızın (otizm spektrum bozukluğu, down sendromu, serebral palsi) ortaya çıkan, bireyin alıcı ve ifade edici süreçlerinin sekteye uğramasına neden olan bir durum olarak nitelendirilmektedir.

Devamını Oku
Otizm Spektrum Bozukluğu Nedir? Nasıl Anlaşılır?

Otizm Spektrum Bozukluğu Nedir? Nasıl Anlaşılır?

DSM-5’te Yaygın Gelişimsel Bozukluk tanımı yerine Otizm Spektrum Bozukluğu terimi kullanılmış, Rett Sendromu bu kategoriden çıkarılarak diğer alt gruplar bu tanımda birleştirilmiştir

Devamını Oku
Artikülasyon Bozukluğu ve Tedavisi

Artikülasyon Bozukluğu ve Tedavisi

Artikülasyon bozukluğu; konuşma seslerinin hatalı üretilmesi sonucunda konuşma anlaşılırlığının bozulması anlamına gelmektedir.

Devamını Oku
Kaba Motor Becerileri Nelerdir?

Kaba Motor Becerileri Nelerdir?

Kaba Motor (Fiziksel) beceriler, kolların, bacakların ve gövdenin büyük kaslarının hareketlerini içerir. Bunlar yürüme, koşma, zıplama, tırmanma gibi günlük aktiviteleri gerçekleştirmek için gereklidir.

Devamını Oku
Bebeğimin Ergoterapiste İhtiyacı Var mı?

Bebeğimin Ergoterapiste İhtiyacı Var mı?

- Kolayca ürkme (doğumdan 3 aya kadar).
- Zayıf kas tonu (yumuşak vücutlu).

Devamını Oku
Çocuğumun Ergoterapiste İhtiyacı Var mı?

Çocuğumun Ergoterapiste İhtiyacı Var mı?

Yaşıtlarıyla arkadaşlık yapmakta zorluk; kendinden daha küçük veya daha büyük insanlarla oynamayı yaşıtlarına tercih etme.

Devamını Oku
Bebeğim Neden Çok Ağlıyor?

Bebeğim Neden Çok Ağlıyor?

Ağlama, bebeklerin çevre ile iletişimini sağlayan bir yoldur. Ağlayan bebek karnının acıktığını, üşüdüğünü veya terlediğini, altının kirlendiğini, kucağa alınmak istediğini, ortamdan rahatsız olduğunu veya hasta olduğunu ifade etmeye çalışmaktadır.

Devamını Oku
Otizmli Çocuğumun Neden Duyusal Hassasiyetleri Var

Otizmli Çocuğumun Neden Duyusal Hassasiyetleri Var?

Otizmli çocukların normal gelişim gösteren çocuklara göre fizyolojik ve psikolojik stresinin daha fazla olduğunu söyleyen birçok çalışma bulunmaktadır.

Devamını Oku
Dil Ve Konuşma Gelişiminde Kırmızı Çizgiler

Dil Ve Konuşma Gelişiminde Kırmızı Çizgiler

Her gelişimin alanında olduğu gibi dil ve konuşma becerileri için de normlar ve kırmızı çizgiler oluşturulmuştur. "Norm" kavramı o gelişimsel aşamadaki bireylerin ortalama becerilerini ifade eder

Devamını Oku
Dil ve Konuşma Bozuklukları Hizmetleri

Dil ve Konuşma Bozuklukları Hizmetleri

Dil ve konuşma terapistleri (DKT) iletişim, dil, konuşma, ses ve yutma bozukluklarının değerlendirilmesi, tanılanması ve terapisinde aktif sorumluluk alırlar.

Devamını Oku
Çocuklar Ne Zaman Düğme İlikleyip Fermuar Çekmeli?

Çocuklar Ne Zaman Düğme İlikleyip Fermuar Çekmeli?

Düğme ilikleme, fermuar çekme ve giyinme-soyunma gibi aktiviteler temel öz bakım becerileridir. Gün içerisinde pantolon çıkarma, montun fermuarını çekme, ayakkabı bağlama gibi aktiviteleri sık sık yapmaktayız.

Devamını Oku
Hipotoni (Düşük Kas Tonusu) Nedir?

Hipotoni (Düşük Kas Tonusu) Nedir?

Hipotoni, "düşük kas tonusu" ya da "gevşek vücut" olarak adlandırılan tıbbi terimdir. Hipotoni kas güçsüzlüğü değildir, yer çekimine ve diğer hareket dirençlerine karşı vücudun yeterince kasılamamasıdır.

Devamını Oku
Gecikmiş Dil ve Konuşma Nedir

Gecikmiş Dil ve Konuşma Nedir?

Gecikmiş dil ve konuşmanın ne anlama geldiğinden bahsetmeden önce iletişim, dil ve konuşma kavramlarının ne anlama geldiğini bilmek sorunu anlamak açısından faydalı olacaktır.

Devamını Oku
Otizmde Dil ve Konuşma Terapisi

Otizmde Dil ve Konuşma Terapisi

Otizm, yaşamın ilk üç yılı içinde ortaya çıkan ve etkileri yaşam boyu devam edebilen gelişimsel bir bozukluktur.

Devamını Oku
Dil Gelişiminde Gecikme Olan Çocukların Ebeveynlerine Öneriler

Dil Gelişiminde Gecikme Olan Çocukların Ebeveynlerine Öneriler

Çocuğunuzun konuşmasının yaşıtlarına göre geciktiğini düşünen ebeveynler öncelikle bu duruma sebep olabilecek durumları ve muhtemel riskleri belirlemek için mutlaka bir dil ve konuşma terapistine başvurmalıdır.

Devamını Oku
Gecikmiş Dil ve Konuşma Nedir

Dislekside Fonolojik Özellikler

Disleksi , sözcükleri akıcı ve doğru bir şekilde okuma, okuduğunu anlama, sözcükleri çözümleme ve heceleme gibi becerilerde yaşanan güçlükleri ifade etmektedir.

Devamını Oku
Konuşma Bozukluklarında Ruhsal Belirtiler

Konuşma Bozukluklarında Ruhsal Belirtiler

Konuşma, insanlarla iletişim kurabilmemizi, kendimizi ifade edebilmemizi, duygu ve düşüncelerimizi aktarabilmemizi sağlayan, insan yaşamının en önemli yetilerinden biridir.

Devamını Oku
Otizm Spektrum Bozukluğu ve Oyun

Otizm Spektrum Bozukluğu ve Oyun

Oyun yıllardır çocuklar ile çalışan uzmanların dikkatini çeken bir konudur. Gelişim psikologları çocukların hangi yaşlarda nasıl oyun oynadıkları ile ilgilenerek bu dönemleri belirlemişlerdir.

Devamını Oku
İşitsel Hassasiyet Nedir

İşitsel Hassasiyet Nedir?

Duyusal reaktivite zorluğu olan çocuklarda bazı seslere karşı aşırı duyarlılık görülebilir. Bu çocuklar için arka planda duyduğumuz sesleri filtrelemek daha zordur.

Devamını Oku

Online Terapi

Türkiye'nin neresinde olursanız olun terapistlerimiz online terapi ile bir tık uzağınızda.

Detaylı Bilgi
HIZLI ERİŞİM
ZAMAN ESNEKLİĞİ
MEKAN ESNEKLİĞİ
BİREYE ÖZGÜ YAKLAŞIMLAR
TERAPİ HİZMETLERİNİN DEVAMLILIĞI